Manifesto

İletişim halindeki insanın beyninde tam olarak ne oluyor, hâlâ bilmiyoruz. Mesela mesleğimiz reklamcılık, hâlâ nerdeyse tamamen sezginin alanı. Bugünkü somut bilgimizin çoğunu da son yirmi, hatta on yılın araştırmalarına borçluyuz.

Çünkü son yüzyılda sadece hasta beyinleri inceleyebilen bilim, yeni teknolojiler (özellikle fMRI) sayesinde normal insanların beyinleri hakkında somut bilgiye yeni yeni ulaşmaya başladı.

Bizi çok heyecanlandıran bir gelişme bu. Sezgisel doğrularımızı bilimsel bulgularla yanlışlaya yanlışlaya ilerlemek için tarihi bir fırsat var önümüzde.

Alamet’in iş felsefesini “bilim, sanat, teknoloji ticaretin emrinde” diye özetlerken, kastettiğimiz bilim ve teknoloji tam da buydu.

Reklamcılık sanatla, sanatçıyla hep işbirliği içinde oldu. Teknolojiyle hep iyi geçindi. Ondan yararlandı. Ama bilimle pek bir alışverişi olmadı.

Biz Alamet’te bilimden de beslenmek için ciddi bir çaba içindeyiz.

Mesela 2009 başında dünyanın en önemli entelektüel platformlarından birini odağımıza aldık: TED.

Neden TED? Çünkü ya?adığımız dünyanın daha iyi bir yer, yaptığımız işin daha iyi bir iş olması için yararlanabileceğimiz fikirlerin, bilgilerin, buluşların, keşiflerin ilginç bir ortamı olarak gördük TED’i .

Şubat’ta California’da yapılan TED’i ajansta Alamet dostlarıyla birlikte canlı yayında izledik, tartıştık.

Mart’ta Time dergisinin “2009’da dünyanın en etkili 100 insanı” listesine aldığı Martin Lindstrom’u İstanbul’da misafir ettik. İTÜ’de Alamet dostlarıyla birlikte neuromarketing nediri ondan dinledik, öğrenmeye çalıştık.

Temmuz’da TED’i yerinde görmek için Oxford’da TED’in Amerika dışı faaliyeti TEDGlobal’e katıldık. TED’in TEDx diye kodladığı yerel konferanslardan birini İstanbul’da yapmak için lisans aldık.

Kasım’da TEDIndia’yı yine ajansta canlı izledik.

Bu arada bilim, sanat ve teknolojiyi yakından takip etmek için GAPS adını verdiğimiz Geleneksel Alamet Perşembe Sohbetleri’nde uzmanları dinlemeye devam ettik (maalesef mekân darlığı bu sohbetleri Alamet dostlarına açmamıza izin vermiyor).

Şimdi sıra 2010 yılının ilk heyecanlı olayında: TEDxIstanbul.

Gerçekleştiren: Alamet. Tarih: 23 Ocak. Yer: Sabancı Müzesi’ndeki The Seed.

TEDx konferansları önceden belirlenmiş bir tema etrafında, aynı temaya bambaşka açılardan yaklaşan iddialı bilim ve eylem insanlarını bir araya getiriyor hep.

Biz ilk TEDx’imizin konusunu “Toleransın Sınırları” olarak belirledik.

Bu bir günlük konferansta dünyadan ve Türkiye’den önemli isimler “tolerans”ı bilim, siyaset, felsefe, sanat açısından tartışacak. Konferansa katılamayanlar da konuşmaları internetten/cepten dinleme, izleme fırsatını bulacak.

TED’in çok iyi düşünülmüş özelliklerinden biri, konuşmaların 18 dakikayla sınırlı olması.

Misafir konuşmacılarımız kendilerine verilen 18 dakikada “tolerans”ın varlığını, yokluğunu, imkânlarını, imkânsızlığını, gücünü, güçsüzlüğünü tartışacaklar.

Neden “tolerans”la başladık?

Çünkü dünyanın ve ülkemizin daha yaşamaya değer bir yer haline gelmesi için en önemli değişimlerden birinin “daha fazla tolerans” olduğunu düşünüyoruz.

Bizce tolerans, sadece barış içinde bir arada yaşamanın olmazsa olmazı değil, hayal gücünün önünü açmanın ve işimizi daha iyi yapmanın da onsuz olmaz önkoşulu.

Ön Kayıt
TedxIstanbul organizasyonlarına katılmak ve haberdar olmak için kayıt bırakabilirsiniz.